Yirmibirinci Yüzyılda Kapital Üzerine Gecikmiş Bir İnceleme/ Erdem Erkoyun

Yirmibirinci Yüzyılda Kapital Üzerine Gecikmiş Bir İnceleme/ Erdem Erkoyun
image_pdfimage_print

Thomas Piketty 2013 yılında World Top Income Database’de derledikleri verilerden yola çıkarak Fransızca bir kitap yayınlıyor (1). Kitabın iddiası en son Kuznets tarafından 1953 yılında yayınlanan emek ve sermaye geliri eşitsizliklerini daha uzun bir zaman çerçevesinde (200 yıl kadar) ve daha kapsamlı bir veri setiyle ele alması. Kuznets’in yalnızca ABD’yi ve 1913-1948 yıllarını ele almasını bir kısıtlılık olarak görüyor ve buradan yapılmış olan genellemenin geçerli olmadığını öne sürüyor. Piketty’nin geniş bir araştırma ekibiyle elde ettiği sermaye ve gelir bilgilerinden yayınladığı eseri Yirmibirinci Yüzyılda Kapital, Fransızca yayınlandığında pek ilgi görmüyor ancak İngilizce’ye çevrilmesiyle Piketty de bir tüketim nesnesine dönüşüyor. Örneğin 2015 yılının Eylül’ünde Piketty’nin İngiliz İşçi Partisi’ne ekonomik danışmanlık listesine girdiğini görüyoruz.

Birden patlayan bu popülerlik ilginç. Ancak bunu geçip Piketty’nin gözleminden elde ettiği temel bulguları vurgulamamız gerekir. Bundan önce kabaca yöntemini belirtelim. Piketty sermayenin konut olarak kullanılan gayrimenkuller, işletmeler ve kamu kuruluşları tarafından kullanılan finansal ve mesleki sermayeden oluştuğunu söylüyor. Sermaye ve servet tanımlarını ise eş anlamlı olarak kullanıyor. Gelir ise sermaye geliri ve emek gelirinin toplamından oluşuyor. Konut olarak kullanılan gayrimenkulü bir kira giderini karşılaması nedeniyle gelir hanesine kaydediyor. Konut ayrıca bulunduğu halde sürekli değer kazanır konumda olduğundan sermayeyi artırıyor. Sermaye ve serveti eş anlamlı olarak kullanması, sermaye tanımında kullandığı anlatım bozukluğu (sermayeyi oluşturan bileşenlerin de sermaye olması) ve sermaye tanımının kendisi Türkiye’de yayınlanan incelemelerde eleştirilerin hedefi olmuştur (2).

Sermaye mülkiyetindeki eşitsizliklerinin gelir eşitsizliklerinden daha çarpıcı boyutlarda olması önemli bir bulgusudur. Gelirin ise daha büyük çoğunluğunu emek gelirleri oluşturmaktadır. Piketty Gini katsayısını eşitsizlikleri gizlediği düşüncesiyle kullanmamış, bunun yerine yüzdelik dilimlerin toplamdan aldıkları payları oranlamıştır. En sık kullandığı dilimler en zengin %10, %40’lık orta sınıf ve %50’lik yoksullardır. Bir diğer çarpıcı bulgusu %50’lik yoksulların verisi olan hemen her ülkede ya çok az servetinin bulunması ya da borçlu olmasıdır. Bu dilimin toplam servetten aldığı pay %5’tir. Ayrıca her bir dağılımı incelerken en üstte daha küçük kesimlerle ilgilenmenin eşitsizliklerin boyutunu daha iyi gösterdiğini bulmuştur (en üst %1, %0.1 gibi). Ancak en üst gelir gruplarında sermayenin getirisi emek getirisini geride bırakmaktadır. Bu gözlem 20. yüzyılın başında daha geniş üst gelir grupları için geçerliyken 21. yüzyılın başında daha dar üst gelir grubuna sıkışmıştır. Kamunun net varlığının (servetinden borçları düşüldükten sonra elde edilen net durumunun) sıfır dolaylarına seyrettiğini, sermaye birikiminin özel mülkiyet aracılığıyla olduğunu göstermiştir.

Daha temel gözlemi sermayenin getirisinin giderek artması, milli gelirdeki sermaye gelirlerinin artışıdır. Bunun demokrasileri tehdit edeceğini düşünüyor. Sermaye belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra hiç üretim yatırımı yapılmasa da büyümeye devam etmektedir. Bu bulgunun tarih boyunca doğru olduğunu öne sürüyor. Kabaca sermaye getirisinin yıllık %5, ekonomik büyümenin yıllık %1 olması nedeniyle, sermayenin her zaman ekonomiden daha hızlı büyüdüğünü göstermiştir. Bu nedenle sermaye eşitsizlikleri artmaktadır. Ayrıca bu sermayenin önemli %90’ı da miras yoluyla elde edilmektedir.

Üretim araçlarının özel mülkiyetinin tamamen kaldırılmasını bu eşitsizliği önlemede en etkili girişim olduğunu belirtiyor ancak çok da temellendirmeden üretim araçlarının özel mülkiyetinin toplumda başka dengeleri sağladığını, kaldırılmasının da önemli sorunlara yol açtığını söylüyor:

“Özel mülkiyet ya da piyasa ekonomisinin işlevi, emeğinden başka sayabileceği hiçbir şeye sahip olmayan kişiler üzerinde kapitalistlerin tahakkümünü tesis etmekten ibaret değildi; bu kurumlar aynı zamanda milyonlarca bireyin eylemlerini koordine ederek yararlı bir rol de oynuyorlardı ve onlardan tamamen vazgeçilmesi o kadar da kolay değildi. Merkezi planlamanın yol açtığı felaketler bu durumu yeterince açık biçimde örneklemektedir.(Yirmibirinci Yüzyılda Kapital: Sf: 579)”

Sermaye eşitsizliklerindeki artışa çözüm olarak ise ilerleyici bir gelir ve sermaye vergisi geliştirilmesini öneriyor. Verginin belli ülkelerde yürürlüğe konması durumunda, sermayeye vergi uygulamayan ya da daha düşük vergi uygulayan ülkelere kaçış öngördüğünden en azından dünya sermayesinin %50’sini bulunduran ABD ve Avrupa’nın bu kaçışı engelleyecek mekanizmaları devreye sokmasını, uluslararası veri paylaşımı olmasını öneriyor.

Piketty’ye getirilen en önemli eleştiri eşitsizliklere neden olan yapısal sorunlara değil eşitsizlikler oluştuktan sonra etkisinin hafifletilmesine yönelik önlem önermesidir. Kitabın iddialı adı Marx’ın tarihi Kapital kitabını akla getirmesine karşın Kapital’le etkin bir tartışma yürütmemiş olması, hatta kitabın yayınlanmasından sonra Kapital’i sıkıcı bulduğu için okumadığı yönünde ifadeler kullanması garipsenmiştir. Korkut Boratav bir diğer temel garipliğin kullandığı bağımlı değişkenler olduğunu ileri sürmüştür. Buna göre Piketty’nin bağımlı değişken olarak ele aldığı sermaye/gelir oranının kendisi bir ara değişkendir.

Piketty’nin eseri kapsamlı bir veri setiyle dünyadaki sermaye ve gelir eşitsizliklerine ilişkin kapsamlı bir bakış önermektedir. Tüm veri setleri internet üzerinden erişilebilirdir (http://piketty.pse.ens.fr/en/). Zaten uluslararası kurumların ve akademinin gündeminde olan eşitsizliklerin bir kez daha gündeme taşınmasında ve etkili bir veri setiyle tartışılmasında yararlı olmuştur.

Kaynaklar

  1. Piketty T, Yirmibirinci Yüzyılda Kapital (2014). Türkiye İş bankası Kültür Yayınları. Çev: Hande Koçak.

  2. Boratav K. “21. YÜZYILDA KAPİTAL” ÜZERİNE NOTLAR (2014). Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, Cilt 69, No 3

 

Dr. Erdem Erkoyun

DEÜ Halk Sağlığı AD Yandal  Araş. Gör. 

Bu makale  65  defa okundu.




Yorum yaz


dokuz − = 2