Niyetlenmeseydik Ne Olacaktı? / Ahmet Soysal

Niyetlenmeseydik Ne Olacaktı? / Ahmet Soysal
image_pdfimage_print

Hepimizin bildiği gibi birkaç başarısız denemeden sonra Aralık 2015’de Paris’te dünya ülkeleri küresel iklim değişikliğini durdurmak; durdurulamasa bile yavaşlatmak için antlaştılar. Aslında küresel iklim değişikliğini durdurmak açısından oldukça yetersiz olan antlaşmayı Nisan 2016 sonu itibarı ile 175 ülke imzalamıştı…  Ancak bilindiği gibi bu imzalar antlaşmanın uygulanması için yeterli değil; her ülkenin kendi parlamentosunda da antlaşmayı onaylaması gerekiyor; yani antlaşmanın yürürlüğe girmesi için daha alınacak uzun bir yol var.

Paris toplantısından önce bütün ülkeler ‘ulusal olarak niyet ettikleri sera gazı azaltım miktarlarını’ bildirdiler. Umutlar bu azaltımların küresel ısınmayı 2050 yılına kadar 1.5ºC’nin; hiç olmazsa 2º C altında tutmak için yeterli düzeyde olması ve samimiyetle uygulanabilmesiydi. Beklenen ülkelerin bu azaltımları belirledikleri temel yıldaki toplam CO₂ eşdeğeri sera gazı salma (emisyon) envanteri üzerinden ve 2025 veya 2030’u hedef alacak şekilde yapmalarıydı. Temel yılların yakın bir yıl olarak belirlenmesi azaltma miktarının daha fazla ve gerçekçi olmasının sağlanması açısından önemliydi. Bazı ülkeler bu beklentiye uygun ulusal niyet beyanlarında bulundular. Avrupa Birliği ülkeleri (AB) 2030’a kadarsera gazı emisyonlarını 1990 envanterseviyelerinin %40 altına çekmeyi; ABD ise 2025’de sera gazı emisyonlarını 2005 envanterine göre %26-28 azaltmayı taahhüt etti. Norveç ise 1990’daki sera gazı emisyonlarını 2030’a kadar %40, Rusya %30 düşüreceğini belirtti (1). Örnekleri çoğaltmak mümkün; ulusal olarak niyet ettikleri ve CO₂, CH4, N₂O, HFCs, PFCs, SF6 ve NF3’den oluşan sera gazlarını azaltım miktarlarını sunan ülkelerin bunu özellikle enerji sektörü, sanayi sektörü, tarım, trafik ve atık bertarafında yapacakları verdikleri belgelerden anlaşılıyor. Bu yolda önemli gelişmeler de var. Özellikle Avrupa Birliği ülkeleri ve Norveç bir taraftan elektrik üretimi için kullandıkları birincil enerji kaynaklarını başta rüzgar ve güneş enerjisi olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarına çevirirken diğer yandan da özellikle fosil yakıtların kullanımını kısıtlamaya dönük önlemler alıyorlar. Sanayi alanında bir taraftan enerjinin verimli kullanımı için önlemler alırken diğer yandan enerji tüketimi yoğun sanayi alanlarını tasfiye etmeye başladılar. Başta ormanlar olmak üzere yutak alanlarına özel önlem gösteriyorlar.Diğer yandan sera gazı emisyonundan sorumlu bazı ülkeler ise ‘enerji’ açıklarını gerekçe göstererek temel yıl belirlemelerini önümüzdeki yıllara bıraktılar. Bunun en önemli örneği Çin. Çin henüz ekonomik gelişimini tamamlamadığını ve enerji açığı olduğunu belirterek; 2030’a kadar 2005 yılı emisyon miktarı üzerinden %60-65 artırıma gideceğini; 2030’dan sonra ise azaltım stratejileri uygulayacağını belirtiyor. Aynı yaklaşımı Güney Afrika’da gösteriyor. Onlarda 2025’e kadar 398-614Mt CO₂ eşdeğeri sera gazı emisyonlarını artıracaklarını belirtiyorlar; ancak Çin’den farklı olarak bu artırımı hangi yıla göre yapacakları; 2025’den sonra izleyecekleri azaltım hedefleri belli değil.

Ülkemize gelince; durum gerçekten çok ilginçtir. Uzun süre ‘ulusal olarak niyet ettikleri sera gazı azaltım miktarlarını’ belirten beyanını uzun süre açıklamayan Türkiye; toplam sera gazı miktarında şaşırtıcı bir şekilde %21 azaltıma gideceğini son anda açıklayıvermiştir. Mektubu dikkatle okuduğunuz zaman Türkiye’nin bırakın %21 azaltmayı; sera gazı emisyonlarınıolağan olarak 2030’a kadar 2012 seviyelerinin iki kattan fazlasına yükseltmeyi düşündüğü ortaya çıkıyor. Bu beyana göre gerçekte ülkemiz sera gazı emisyonlarını 1990’na göre %389; 2012’yi temel yıl aldığımız da ise %110 arttırmış oluyor. Türkiye buna neden olarak artan GSMH’sını; artma hızını, nüfusunu ve enerji gereksinimini gösteriyor. Ayrıca COP 21 toplantısı için hazırlanmış bu mektup da hangi yıllarda, hangi alanlarda ne kadar artışa gideceğini belirtmediği gibi 2030’dan sonra sera gazları emisyonları hakkında nasıl bir politika izleneceğini de belirtmiyor; üstelik sera gazı emisyonlarının %70.2’nin enerji sektörü kaynaklı olduğunu belirtirken(2)… Sadece 2012 sera gazı envanterine göre 2030’a kadar yapılacak üç kata yakın artıştan %21 indirileceğini belirtmekle yetiniyor. Mektuba bakınca ilk akla gelen elektrik üretiminde yetkililerin (!) kalitesiz yerli linyit kömürü tüketen termik santrallere dayalı politikalarını bilime karşı inatla sürdürmeye kararlı oldukları; hem de bu süreçte birçok ülke fosil yakıtları bırakma planlarını açıklamışken…

Grafik 1: 2010’dan 2030’a Türkiye’nin planladığı sera gazı emisyonu artışı*

*Türkiye’nin Paris’te Aralık 2015’de yapılan COP21 toplantısında sunduğu ‘ulusal olarak niyet ettikleri sera gazı azatlım miktarlarını’ belgesinden türçeleştirilerek alınmıştır.

Bağımsız bilimsel bir yapı olan ve 2009’dan bu yana küresel ısınmayı 2ºC in altında tutmak için çalışan Climate Action Tracker(CAT) Türkiye’nin Paris’te yaptığı niyet beyanını yetersiz olarak değerlendiriyor(3). Kuruluş Türkiye’nin özellikle enerji alanında yanlış yolda olduğunu; sera gazı emisyonlarındaki artışın yeni kurulmaya çalışılan kömürlü termik santraller nedeni ile ortaya çıktığını vurguluyor. Ayrıca Türkiye’nin rüzgar, güneş, jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yeterince önem vermediği; 2030’a doğru ülkemizde elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payının artmayacağını; aksine giderek düşeceğini belirtiyor. Oysa Türkiye yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payını günümüzde %20’lerin üzerine taşıyan; 2030’lara doğru bu oranı %30’ların üzerine getirecek olan Almanya’nın güneş enerjisi kapasitesinin %50 fazla kapasiteye sahip. Bu arada unutmadan ekleyelim; yenilenebilir enerji kaynakları yerine; kömürlü termik santralleri tercih eden ülkemiz; COP 21 toplantısında merkez kapitalist ülkelerin ‘yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirebilmeleri’ için  çevre kapitalist ülkelere vermeyi kabul ettiği 100 milyar ABD dolarlık fondan pay istiyor.

Grafik 2: Çeşitli senaryolara göre Türkiye’nin 1990’dan 2030’a sera gazı emisyon artışı*

http://climateactiontracker.org/assets/country_graphs/Graphs_2015_INDCs/turkey_151016_complete.png

*CAT, http://www.climateactiontracker.org/countries/turkey.html

CAT sera gazı emisyonlarının %80’ninden sorumlu 32 ülkeyi değerlendiriyor ve onların ‘ulusal olarak niyet ettikleri sera gazı azatlım miktarlarını’ ve izledikleri politikaları değerlendirerek onları izledikleri sera gazı emisyonu azaltma politikalarına göre rol model, yeterli, orta ve yetersiz olarak grupluyor. Ülkemiz Kanada, Rusya, Arjantin, Japonya gibi ülkelerle beraber yetersiz grupta yer alırken AB ülkeleri, Çin, ABD, Meksika, Brezilya gibi ülkeler orta grubu oluşturuyor.

Türkiye’nin küresel iklim değişikliğini önleme konusunda yeterli bilimsel yaklaşımı göstermediği bir gerçek.  Ülkemizdeki karar vericilerin ilk anda ülkenin enerji politikalarını konu ile ilgili gerçekbilim insanlarının desteğini de alarak yeniden belirlemesi gerekiyor.  Yoksa konunun uzmanı gerçek bilim insanlarının değil; bir takım akademisyenlerin katkısını da alarak kelime oyunları üzerine kurulu yazılan ‘ulusal olarak niyet ettikleri sera gazı azaltım miktarları mektupları’ ve umarsızca izlenen enerji ve endüstri politikaları ile sadece ülkemizin değil; dünyanın sonunu da hazırlıyoruz; en azından devasa bir katkı da bulunuyoruz.

Düşünmeden edemiyoruz; ya bir de niyet etmeseydik?

 

Ahmet Soysal

DEÜ Tıp Fakültesi HSAD

 

 

 

Kaynaklar

1.Center forClimateandEnergy Solutions. http://www.c2es.org/indc-comparison (erişim tarihi: 11.05.2016).

2.Republic of TurkeyIntendedNationalyDeterminedContribution. http://www4.unfccc.int/submissions/INDC/Published%20Documents/Turkey/1/The_INDC_of_TURKEY_v.15.19.30.pdf (erişim tarihi: 11.05.2016).

3.Climate Action Tracker; CAT. http://www.climateactiontracker.org/countries/turkey.html(erişim tarihi: 12.05.2016).

 

Bu makale  160  defa okundu.




Yorum yapılmamış

  1. Dünyaya selam; kömüre, nükleere devam… / Ahmet Soysal | Halkın Sağlığı - […] yerine ‘artırım’ yapma peşinde olduğunun bir belgesi olmuştu (http://www.halkinsagligi.org/niyetlenmeseydik-ne-olacakti-ahmet-soysal/). Hatta toplantıdan yayılan söylentiler Türkiye’nin ‘petrol ihraç […]

Yorum yaz


+ 5 = yedi