Aile Diş Hekimi mi? Nasıl Olacakmış, Bilen Var mı? / Zeliha Öcek

Aile Diş Hekimi mi? Nasıl Olacakmış, Bilen Var mı? / Zeliha Öcek
image_pdfimage_print

Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın (SDP) Dünya Bankası (DB) reçeteleri ile tam bir uyum içinde olduğunu bilmeyen kalmadı artık. Yani AKP hükümeti sağlık reformlarında önemli bir yaratıcılık örneği göstermedi. Ama yiğidin hakkını yemeyelim; yaratıcı (!) fikirlerle karşılaşmıyor değiliz, örneğin “aile diş hekimliği”. Dünyanın hemen hiçbir yerinde “aile diş hekimi” denince akla ailecek gitmeye alışık olunan diş hekimi dışında bir şey gelmiyor. Ama Sağlık Bakanlığı altı yıl kadar önce “aile diş hekimliği” uygulaması getireceğini müjdeledi. Basında zaman zaman çıkan müjde haberlerinde tatmin edici bir bilgiye rastlamıyoruz. Ya işler çok gizli yürütülüyor ya da bakanlık bürokratları bu “yaratıcı” fikir ile ne yapacakları konusunda sıkıntı yaşıyor. Peki, aile diş hekimliği nasıl bir fikir, toplumun ağız-diş sağlığı sorunlarına çare olma potansiyeli var mı? Bu soruya yanıt aramaya ülkemizde son on yılda birinci basamak hizmetlerinde ve diş hekimliğinde gerçekleşen değişimi gözden geçirerek başlayacağız.   

SDP ile Birlikte Türkiye’de Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinde Neler Oldu?

SDP’den birinci basamak sağlık hizmetlerinin payına düşen aile hekimliği oldu. Bu, hem örgütlenme modeli hem de paradigma açısından çok ciddi bir değişim demekti. Ne kast ettiğimizi biraz açalım. Sağlık ocaklarına dayalı sosyalleştirme modelinin terk edilmesi ile birlikte belli bir bölgede yaşayan tüm bireyleri kapsayan nüfusa dayalı örgütlenmeden vazgeçilmiş, böylece toplumun sorunlarını belirleme, gereksinimlere göre plan yapma, müdahale etme ve yapılanların sonuçlarını izleme olanağı ortadan kaldırılmıştır. Aile hekimliğinde ise örgütlenme hasta listelerini temel alır, yani vatandaş istediği hekimin listesine kaydolur ve sadece ondan hizmet alır. Buradaki paradigma değişimi ise tüm topluma karşı duyulan sorumluluğun yerini sadece kendi listesinde yer alan kişilere sunulan hizmetlerin almış olmasıdır. Bu durumda bir aile hekimine kayıtlı olmayanların birinci basamak hizmeti alma şansı yoktur. Böylece toplumun en dezavantajlı kesimleri (nüfus kaydı olmayanlar, mevsimlik işçiler, vb) birinci basamak hizmetlerinden dışlanmıştır. Hekim seçimi de öyle herkesin tadabildiği bir özgürlük değildir. Listeye dayalı diğer ülke örneklerinde olduğu (1-3) gibi çeşitli özellikleri (sağlık sorunları fazla, izlemlere devam etmeme olasılığı yüksek, vb) nedeniyle “istenmeyen” vatandaşlar kolay erişime bakmaksızın kendilerini kim kabul ederse ona kaydolmaktadır. İnsan gücü açısından yaşanan paradigma değişimi ile ekip çalışması ret edilerek, hekim merkezli biyomedikal yaklaşım benimsenmiş, gelir-gider dengesi, rekabet, performans, güvencesizlik, vb kavramlar aile hekimlerinin yaşamlarına her geçen gün daha fazla nüfuz ederken birinci basamak kurumları birer küçük sağlık işletmesine dönüşmüştür.

Bu örgütlenme modeli ve paradigma değişimi kuşkusuz birinci basamağın işlevlerini de etkiledi. Zaten rahat erişebilenler birinci basamağı aşırı, ama ilaç yazdırma, rapor alma, hatta geçerken uğrama gibi amacından farklı nedenlerle kullanır hale gelirken, sağlık ocaklarının hizmetlerini ulaştırmak için öncelikli grup olarak gördüğü eğitimsizler, yoksullar, göçmenler artık istenmeyen kesim oldu (4-5). Alan çalışmalarının, ev ziyaretlerinin sonlandırılması, sağlığın belirleyicilerini yerinde gözleme, müdahale etme, koruyucu hizmetleri ve eğitim çalışmalarını talep eden ya da etmeyen herkese ulaştırma işlevlerini ortadan kaldırdı. Sağlık Bakanlığı kalemlerinin elinden çıkan makaleler de alanda sunulan antenatal bakım hizmetlerinin gerilediğini yansıtıyor (6). Performans cezası uygulanan gebe-bebek izlemlerinde ve aşılarda nicelik açısından % 100’e yakın değerler görüyoruz. Fakat bu sadece aile hekimlerine kayıtlı nüfus için geçerli, üstelik nitelik açısından önemli sıkıntılar dile getiriliyor. Performans cezası uygulanmayan hizmetler ise büyük oranda kağıt üzerinde kalan işlerden ve reçete tekrarlarından ibaret. Toplum düzeyindeki hizmetlerle görevli kılınan toplum sağlığı merkezleri (TSM) insangücü ve malzeme deposu işlevi görmekten öteye pek gidememişken bugünlerde sahneye bir de apar topar kurulan halk sağlığı merkezleri (HASAM) çıkıyor. HASAM’ların iddia edildiği gibi sağlık hizmetine “bütünleşik anlayış” mı yoksa fazla mesailere ve piyasalaşma sürecine ivme mi getireceğini birlikte izleyeceğiz. Fakat başarılı örneklere yakından baktığımızda birinci basamağın farklı kurumlarla yama yapılarak değil, aynı yapı içinde sunulan çok disiplinli işbirliği ile çözülebildiğini görüyor, bu nedenle de HASAM’lardan da ümitli olamıyoruz.  

SDP ile Birlikte Diş Hekimliğinde Neler Değişti?

SDP’ye kadar diş hekimliği Sağlık Bakanlığı’nın ilgi alanları arasında yer almıyordu. Serbest diş hekimleri muayenehanelerinde kendi yağlarında kavrulur, bakanlığa bağlı kurumlarda çalışan az sayıdaki diş hekiminin ne iş yaptığını dert edinen olmazdı. AKP hükümetinin Sağlık Bakanlığı herhalde Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca diş hekimliği ile en çok ilgilenen bakanlık oldu. Neler yaptı peki? Öncelikle, çok sayıda ağız-diş sağlığı merkezi (ADSM) açtı; 2002’de 14 olan ADSM sayısı, 2014’de 137’e ulaştı. Bu sayıya beş diş hastanesini de eklemek gerekiyor. Diş üniti sayısındaki artış da çok çarpıcı; 2002’de 1071 iken, 2014’de 7659 oldu. ADSM diş hekimlerine performansa dayalı ödeme getirip, vatandaşı da hizmet kullanma yönünde pompalayınca tablo tamamlandı ve yıllık ziyaret sayısı 2002-2014 arasında yedi kat arttırılarak 5.5 milyondan 38 milyona çıkartıldı (7). Sonuç olarak bakanlık oldukça canlı ve “verimli” bir pazar oluşturdu. Fakat verilen hizmetlerin büyük oranda gereksiz, niteliksiz, korumaya, hatta en azından erken dönemde tedaviye yönelik değil, performans ödemesine göre karar verilmiş işlerden oluşması üzerinde durmaya gerek görülmeyen bir konu olarak kaldı. Tabi bu arada diş hekimleri de bir dönüşüm yaşadı. Sağlık Bakanlığı’nda çalışan diş hekimi sayısı 2002-2014 arasında 3211’den 7640’a çıktı. Bakanlığın bünyesine kattığı bu diş hekimlerinin önemli bölümünü yeni mezunların yanı sıra ADSM’ler ile rekabet edemeyerek muayenehanesini kapatan diş hekimleri oluşturdu. Belki başlangıçta performans ödemelerinin verdiği mutlulukla neyle karşı karşıya olduğunun farkına varamayan ADSM diş hekimleri bugün tükenmişlik noktasına oldukça yaklaştı. Bunun nedenini aşırı iş yükü ve zaman baskısı altında sunmak zorunda bırakıldıkları hizmetlerin hastalarının sorunlarını çözmekten ne denli uzak olduğunu bilmeleri ve etkin bir hasta-hekim ilişkisi ve meslektaşlar arası dayanışma için gereken koşulların hiçbirinin olmadığı bir ortamda kendilerini yanlız ve güvencesiz hissetmeleri şeklinde özetleyebiliriz (8).

 

Kaynaklar

  1. Lewis D, Mateos P, Longley P. (2009) Choice and the Composition of General Practice Patient Registers, (CASA Working Papers 150), Centre for Advanced Spatial Analysis (UCL), London, UK

  2. Glenngård AH, Anell A, Beckman A. (2011) Choice of Primary Care Provider: Results from a Population Survey in Three Swedish Counties, Health Policy, 103(1):31-7

  3. Rechel B, Spencer N, Blackburn C, Holland R, Rechel B. (2009) Impact of Health Reforms on Child Health Services in Europe: The Case of Bulgaria. European Journal of Public Health, 19(3): 326-330

  4. Öcek Z, Çiçeklioğlu M, Yücel U, Ozdemir P, Türk M, Taner Ş. (2013). Aile Hekimliği Birinci Basamak Sağlık Ortamını Nasıl Dönüştürdü? Birinci Baskı, Türk Tabipleri Birliği Yayınları. https://www.ttb.org.tr/kutuphane/aile_hekimligi.pdf

  5. Aycan S., Özkan S, Avcı E, Özdemirkan T, Çivil EF. (2013) Ankara İl Merkezinde Bazı Aile Sağlığı Merkezlerine Başvuran Onsekiz Yaş Üstü Kişilerin Aile Hekimliği Uygulamasına İlişkin Bilgi, Tutum ve Memnuniyet Değerlendirmesi. Toplum ve Hekim, TTB yayını, 27(6): 449-455

  6. Atun RA., Aydın S, Chakraborty S, Sümer S, Aran M, Gürol İ, Nazlıoğu S, Özgülcü Ş, Aydopan Ü, Ayar B, Dilmen U, Akdağ R. (2013) Universal Health Coverage in Turkey: Enhancement of Equity. Lancet, 382:65–97

  7. T.C. Sağlık Bakanlığı. Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2014. http://ekutuphane.sagem.gov.tr/kitaplar/saglik_istatistikleri_yilligi_2014.pdf

  8. Öcek Z, Vatansever K. (2014) Perceptions of Turkish Dentists of Their Professional Identity in a Market-Orientated System. International Journal of Health Services, 44(3):593-613.

     

Bu makale  188  defa okundu.




Yorum yaz


9 − bir =